ORGAN NAKLİ NEDİR ?
Tedavisi
sadece organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıklar, tüm dünyanın olduğu
gibi, ülkemizin de önemli sağlık sorunlarından biridir. Organ ve doku nakli
bekleyen hastaların sayısı her geçen gün artmaktadır. Kalp ve karaciğer nakli
bekleyen hastalar, uygun organ bulunamadığı takdirde yaşamlarını kısa bir süre
içinde kaybetmektedir. Bugün 30.562 kronik böbrek yetmezliği hastası diyaliz
cihazlarına bağlı olarak 'bir gün böbrek nakli olabilmek umuduyla' yaşamını
sürdürmeye çalışmaktadır. Nakil bekleyen hastaların bazıları ise tedavi
olabilmek umuduyla yurt dışında çareler aramaktalar. Tedavisi mümkün olmayan
hastalıklar nedeniyle görev yapamayacak derecede hasar gören organların yerine,
canlı veya ölüden alınan yeni, sağlam organın konularak hastanın tedavi
edilmesine organ nakli denilir.
Hangi Organ ve Dokuların Nakli Yapılmaktadır?
Ülkemizde nakli yapılan organlar; böbrek, karaciğer, kalp, akciğer, pankreas ve
ince barsaktır, Nakli yapılan dokular ise; kalp kapağı, kornea, kemik, kemik
iliği, deridir.
Böbrekler sağ ve
solda olmak üzere iki tanedir. Dakikada 1 litre kanı süzerek vücudu zararlı
maddelerden temizlerler. Ancak bir çok sebepten böbrek dokusu zarar görerek
işlevini yapamaz hale gelebilir. Böbrek yetmezliğine bağlı ölümlerin %60'ını
oluşturan kronik iltihabi durumda böbrekler fonksiyonlarını kaybederler. Bu
durumda böbrek nakli gerekir.
Kalp kasını tutarak harap eden hastalıklarda kalp görevini yapamamaktadır. Bu
hastalar nakil olmaz ise çok kısa sürede hayatlarını kaybetmektedir ve ancak
kalp nakli ile yaşamaları mümkündür.
Karaciğer karın boşluğunun sağ tarafında yer alır. Karaciğer hücrelerinin
tahrip olduğu, siroz, kronik sarılık, karaciğer kanseri gibi tıbbi tedavinin
başarısız kaldığı hastalıklarda karaciğer nakli tek çözüm olarak ortaya
çıkmaktadır.
Organ Nakli Kimlerden Yapılır?
Organ ve doku nakli, canlıdan ve kadavradan olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilebilmektedir.
1. Kadavra donör (verici): Trafik kazası, kurşunlanma, beyin kanaması vb.
nedenlerle yoğun bakımda tedavisi devam ederken, beyin ölümü denilen geri
dönüşümsüz beyin hasarı gelişmiş hastaların organları bağışlandığı takdirde
bunlar kadavra donör olarak tanımlanmaktadır. Böbrek, karaciğer, pankreas,
kalp, kalp kapakları, kornea kadavradan nakillerde kullanılmaktadır.
2. Canlı donör: Organ nakli gereken hastanın eşi veya yakın akrabaları doku,
kan grubu vb. uyum mevcut ise organ bağışında bulunabilmektedir. Bunlar canlı
donör olarak tanımlanmaktadır. Böbrek ve karaciğer canlıdan nakil yapılabilen
organlardır.
Beyin Ölümü Nedir?
Beyin ölümü, beyin fonksiyonlarının irreversibl (geri dönüşümsüz) olarak
kaybolmasıdır. Beyin ölümü gerçekleşen kişide solunum ve dolaşım ancak yoğun
bakım koşullarında ventilatör gibi destek makinelerine bağlanarak sürdürülebilmektedir.
Solunum ve kalp atımları yapay olarak sürdürülebilirken, beyin fonksiyonları
yapay olarak sürdürülemez. Bu nedenle kişi beyni öldüğü zaman tıbben ölü kabul
edilir. Yoğun bakım ünitelerinde verilen tüm tıbbi desteğe rağmen ortalama 24-36
saat sonra beyin dışındaki organlar da fonksiyonlarını kaybederler.
Beyin ölümü tanısı almış kişilerin hayata dönmesi mümkün değildir.
Beyin ölümünün gerçekleşmesinden sonra bu kişiler kadavra donör olarak
adlandırılır. Bu donörlerde en kısa süre içerisinde (organlar fonksiyonlarını
kaybetmeden önce) organların alınarak bekleyen hastalara nakledilmesi
gereklidir.
Beyin Ölümü İle Bitkisel Hayat Arasındaki
Fark Nedir?
Beyin ölümü ile bitkisel hayat kavramları birbirinden farklıdır. En önemli
fark, bitkisel hayattaki hastaların solunumlarının devam etmesidir. Bu hastalar
aylarca ya da yıllarca yaşamaya devam etmekte ve bazı durumlarda iyileşerek
normale dönebilmektedir.
Beyin ölümünü, çok basit bir benzetme ile vazodaki çiçeğe, bitkisel hayatı ise
saksıdaki çiçeğe benzetebiliriz. Vazodaki çiçek istesek de istemesek de birkaç
gün sonra solacak ve kuruyacaktır. Oysaki saksıdaki çiçek suladığımız müddetçe
solmayacaktır.
Dünyada ve Ülkemizde Organ Naklinin Gelişimi
İnsanda canlıdan ilk
böbrek nakli 1947 de Boston da gerçekleştirilmiştir. İlk başarılı kalp nakli
ise 1967 yılında Dr. Christian Barnard tarafından gerçekleştirilmiştir.
Türkiye'de ilk kez 22 Kasım 1968 de Ankara Yüksek İhtisas Hastanesinde Dr.
Kemal BEYAZIT tarafından kalp nakli yapılmış ancak hasta kaybedilmiştir. İlk
başarılı organ nakli ise 3 Kasım 1975 yılında Dr. Mehmet HABERAL ve ekibince
Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'nde bir anneden oğluna yapılan canlıdan
canlıya böbrek nakli olmuştur. Bunu 1978 yılında aynı ekibin kadavradan yaptığı
ilk böbrek nakli izlemiştir.
2004 yılı Ekim ayı itibarıyla Ülkemizde 12 Kalp Nakli Merkezi, 17 Karaciğer
Nakli Merkezi, 25 Böbrek Nakli Merkezi, 21 Kemik İliği Nakli Merkezi ve 11 Göz
Bankası mevcuttur.
Ülkemizde yeterli donanıma sahip nakil merkezleri ve deneyimli bilim adamları
olduğu halde, organ bağışının yetersiz olması sebebiyle nakil sayıları yetersiz
kalmaktadır.
Bazı ülkelerde 2003 yılında milyon nüfusa düşen kadavra donör sayısı aşağıda
görülmektedir:
ÜLKE Milyon Nüfusa Düşen Donör
İSPANYA 33,8
FRANSA 18,3
ALMANYA 12,3
İNGİLTERE 9,7
YUNANİSTAN 6,4
TÜRKİYE 1,6
Türkiye'de 2003 yıl sonu itibariyle organ nakli merkezlerinde sıraya girip
organ ve doku nakli bekleyen hasta sayıları aşağıda verilmiştir:
Organ-Doku Bekleyen Hasta Sayısı
Böbrek 6060
Karaciğer 430
Kalp 146
Kalp Kapağı 9
Akciğer 4
Kalp-Akciğer 27
Pankreas 16
Kornea 4958
Kemik İliği 282
Organ Bağışı Nedir?
Kişi hayatta iken, serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku
ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesidir.
Organ bağışında bulunan kişinin organlarının hangi durumda ve nasıl alınacağı
2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun da
açıkça belirtilmektedir.
2238 sayılı yasaya göre on sekiz yaşından büyük ve akli dengesi yerinde olan
herkes organlarının tamamını veya bir bölümünü bağışlayabilir.
Bağışlanan Organlar Kimlere Nakledilir?
Organ alacak hastalar öncelikle kan grubu ve doku grubu uyumuna, yaş, boy, kilo
gibi kriterlere ayrıca tıbbi aciliyet durumuna göre belirlenir. Cins, ırk, din,
zengin-fakir ayırımı yapılmaz.
Organ Bağışının Dini Yönden
Sakıncası Var mı?
Organ bağışının dini yönden
sakıncası yoktur. Büyük dinlerin çoğu organ bağışını onaylamakta ve
desteklemektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 3.3.1980 tarih ve 396/13
sayılı kararı ile organ naklinin caiz olduğunu açıklamıştır. Bu kararda;
1. Zaruret halinin bulunması, yani
hastanın hayatını veya hayati bir organını kurtarmak için bundan başka çarenin
olmadığının mesleki ehliyet edilmesi,
2. Hastalığın bu yolla tedavi
edileceğine ilişkin doktor kararının olması,
3. Doku ve organı alınacak kişinin bu
işlemin yapılmış olduğu sırada ölmüş olması,
4. Organ veya dokusu alınacak
kişinin sağlığında buna izin vermiş olması veya hayatta iken aksine bir beyanı
olmamak şartıyla yakınlarının rızasının sağlanması,
5. Alınacak organ veya doku
karşılığında hiçbir şekilde ücret alınmaması,
6. Tedavisi yapılacak hastanın da
kendisine yapılacak olan bu nakle razı olması gerektiği belirtilmektedir.
